Kültürler, kimlikler, davranışlar – Mehmet Emin Tatlı
Kişilerin davranışları kimliklerini, kimlikler kültürleri belirler. Ya da kültürler kimlikleri ve davranışları besler.
Türkiye olarak doğulu muyuz? Yoksa batılı mı?
Kadim bir ifade vardır, Türkiye Atina ile Kudüs arasındadır. Felsefenin neredeyse tüm okullarının olduğu yerdir Atina. Aklın ön plana çıkarıldığı yerdir. Kudüs ise vahyin ve dogmanın çıkış yeridir.
Şeyh Edebali ile Osman beyi düşünün, Fatih Sultan Mehmet ile Akşemseddin’i düşünün. Bu kişiler her konuda istişare etmişlerdir. Bu görüşmeler, konuşmalar, istişareler hep kültürümüzdeki kılıcın kimliğini ve davranışını etkilemiş, yönlendirmiştir. Kılıç ve kültürün üst seviyede birleşmesini simgelemiştir.
Bu kültür koca bir medeniyeti de beraberinde getirmiştir. Medeniyet dediğimiz şey bir kültür meselesi olmakla birlikte kurgusaldır. Temelde ise değerler silsilesi vardır.
Bir medeniyet kurmak isteyenler otoriteden sıyrılıp esneklik göstermelidirler. Başta dediğimiz felsefe ve dogmanın içindeki güzellikleri görmek, işlemek ve bünyemize uygun kıvamı üretmek elzem olmakla birlikte gereklidir.
Kimlik edinmede rol model olan kişilerin hayat hikâyeleri çok önemlidir.
Bir ülke liderinin Fatih Sultan Mehmet’i ve Osman beyi
Bir askerin Ulubatlı Hasan’ı
Bir din görevlisinin Akşemseddin’i
Bir kadının Hayme Anayı
Bir ilim adamının İbn-i Sina’yı
Örnek alması ve izlemesi önem arz etmektedir.
Davranış ve kimlik edinme de medyanın inanılmaz etkisi vardır. Medya kişileri iyiye veya kötüye kanalize etmektedir. Bu konu ya, bilinçli bir şekilde işleniyor ya da sırf kapital uğruna gençlerimizin düşünce dünyaları darmadağın ediliyor. Her halükarda harabe beyinler kalıyor ortada.
Filmlerde dizilerdeki fakir çocuk iki bölüm sonra bir şekilde zengin olmaktadır. Mesaj ise şöyledir, bir şekilde zengin olabilirsin veya silah ve korkutma ile istediğini elde edebilirsin. Siz istediğiniz kadar okumanın, dürüst olmanın ve iyilik dağıtmanın önemini anlatın. Medya söyleyeceğini çoktan söyledi. Dediki çalışmaya ve üretmeye gerek yok zaten birileri sizin adınıza üretti ve hazır. Siz ise bunları anlattığınız an yobaz olup çıkarsınız. Zaten medyanın bu mesaj insanların bilinçaltına çoktan ulaştı.
Medya da gördüğüne özenen genç erkekler falan artiste, genç kızlar da filan aktriste benzemek için çaba harcayıp duruyorlar. Vah ki ne vah!
İnsanlarımız bilinçli olmalıdır. Peki, bilinç neydi?
Bilinç; farkında olmaktır. Duyularımızın ve algımızın çalışmasıdır. Bilgi merkezimizin çalışması için gerekli olan yetimizdir. Kısaca bilinç, bilginin içselleşmiş ve yoğrulmuş halidir.
Hani bizim geçmişteki önemli şahsiyetlerimiz, hani bir Müslüman başkası olmazdı, kendisi özgün bir kişi olurdu. Bu değerlerimiz neden kayboldu. Bizim eğitmenlerimiz neler yapıyor bu topluma faydayı bıraktım zararları dokunuyor artık. Biri yeter dur desin lütfen.
Toplumda herkeste bilgi olmasına rağmen bilinç seviyesi hususunda iyimser şeyler söylemek isterdim. Ama maalesef demekten kendimi alamıyorum.
Kişilerde her şeyi kolay elde etme güdüsü hâkim. Ancak sabırlı davranmak istemeyen kişiler kısa yoldan elde etme peşinde perişan olanlar pek çoktur.
Bizim topraklarda kültür ve medeniyet hâkimdir, dedik hep yıllarca bundan sonrada demek istiyorum.
Öğretenlerimiz, size sesleniyorum! Lütfen bir şeyler yapın. Hz. Ali (r.a)’nin dediği gibi bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum diyen bir şahsın ve bu şahısta medeni olmuş bir medeniyetin üzerindeyiz. Lütfen kendimize gelelim.
Kültür; kimlikleri, kimlikler ise davranışları değiştiriyor. Eğer davranışlar tek bir kimliğe indirgenir ise terör kaçınılmaz olmaktadır. Günümüzde terör denince hep silahlı çatışma geliyor akla. Gelmesin! Kişinin en büyük terörü ise kendi kimliğini bulamamış kişilerin hayatları boyunca çeşitli kimlikler aramasıdır. Bugün dünyanın ve Türkiye’nin sorunu budur.
Sonuç nedir? Peki diyenlere ise her şeyi yazardan beklemeyin derim.
Çünkü iyilik de kötülük de bulaşıcıdır. Sizde iyi şeyleri bulaştırın.